PAYLAŞ

Etin profesörü Cüneyt Asan Dubai Emiri’ni elleriyle besledi

Dünyanın en büyük alışveriş merkezi olan Dubai Mall’da yeni açılan Günaydın Steakhouse’un sahibi ünlü şef Cüneyt Asan, kısa sürede ülkede fenomen oldu. Etin profesörü Cüneyt Asan Dubai Emiri’ni elleriyle besledi.

Türkiye’yi temsil ediyor

Dubai Emiri Al Seyh Muhammed Bin Rashid Al Maktoom ve oğlu Fazza’yı elleriyle besleyen etin profesörü Asan, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor.

Lezzet furyası

Dubai Emiri Al Seyh Muhammed Bin Rashid Al Maktoom ve oğlu Fazza’yı elleriyle besleyen etin profesörü Asan, Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmeye devam ediyor.

Türk mutfağına ait kebapları çok sevdiklerini dile getiren Dubai Emiri, ömründe böyle lezzetli et yemediğini söyledi. Etin profesörü Cüneyt Asan Dubai Emiri’ni elleriyle besledi.

Günaydın Steakhouse Burj Khalifa

Dunyanın en iyi lokasyonlarından birisine sahip olan Günaydın Steakhouse Burj Khalifa ve su gösterilerinin yapıldığı manzarada eşsiz lezzetler sunuyor.

Gazeteci Selin Kök’ün 4 yıl önce Cüneyt Asan ile yaptığı röportaj…

Benim bitirdiğim okulun adı hayatla mücadele üniversitesi

Hayatında ilk kez 10 yaşında et yedi… Çırak olarak çalıştığı kasabın önce ustası, sonra patronu oldu. Şimdi 36 şubelik lokanta zincirinin başında… İşte Cüneyt Asan’ın başarı öyküsü…

Na­sıl bir hi­ka­yey­le kar­şı­la­şa­ca­ğı­mı bil­mi­yor­dum… İçe­ri gir­di­ğim­de da­ha “Cü­neyt Be­y” de­me­me fır­sat kal­ma­dan “Us­ta bu­ra­da­” di­ye eliy­le yön­len­dir­di be­ni genç gar­son…
Hız­lı ko­nu­şan, ye­rin­de du­ra­ma­yan bir adam Cü­neyt Asan…
Ener­ji­si “Hay ma­şal­la­h” de­dir­ten cins­ten…

Ma­sa­ya otu­rur otur­maz “Ne yer­sin?” di­ye sor­du… “Bir şey ye­mem, si­zi gör­me­ye        gel­di­m” de­dim… İti­raz et­ti… “Bu­ra­ya ge­lip de et ye­mez­sen be­ni an­la­ya­maz­sın…” Son­ra da do­nat­tı sof­ra­yı… Ma­sa­ya her ta­bak ge­li­şin­de, çok sev­di­ği ve yıl­lar­dır gör­me­di­ği bi­ri­ni kar­şı­lar gi­bi el­le­ri­ni açıp “Şun­la­ra bak Se­lin, iş­te bun­lar be­nim ha­ya­tı­m” di­yor­du… Ne ya­lan söy­le­ye­yim şaş­kın­dım… Hi­ka­ye­si­ni din­le­di­ğim­de bu şaş­kın­lı­ğı­mın bin kat da­ha ar­ta­ca­ğı­nı ta­bii he­nüz bil­mi­yor­dum…

Ka­pı­cı Rı­za Efen­di’nin oğ­lu­yum

Er­zin­can­lı bir ai­le­nin oğ­lu, Cü­neyt Asan… Ai­le­si, o he­nüz 3 ya­şın­day­ken ta­şı top­ra­ğı al­tın İs­tan­bu­l’­a gö­çen­ler­den… İs­tan­bu­l’­un meş­hur Bağ­dat Cad­de­si’n­de zen­gin­le­rin otur­du­ğu bir apart­man­da iş bu­lu­yor ba­ba­sı…

Ne işi?

Ka­pı­cı­lık…

Dim­dik doğ­ru­lu­yor, göğ­sü­nü ge­re ge­re tek­rar edi­yor…
Be­nim ba­bam ka­pı­cıy­dı… Ben, ka­pı­cı Rı­za Efen­di’nin oğ­lu­yum… Sa­bah­la­rı er­ken­den kal­kar, apart­ma­nın ser­vi­si­ni ya­par son­ra bi­zi oku­la gön­de­rir­di. Bi­zim ra­ha­tı­mız için na­mu­suy­la ça­lış­tı hep… Be­nim ba­bam kah­ra­ma­dı…

Zor muy­du o yıl­lar?

Hem de na­sıl… Ben ço­cuk­lu­ğu­mu hiç ya­şa­ma­dım ki… 10 ya­şın­da bü­yü­müş­tüm ben…

Muh­taç­tık, o yüz­den ça­lış­tım

Na­sıl ya­ni?

Ha­yat be­ni ter­cih yap­ma­ya zor­la­dı. Ya oku­ya­cak­tım ya da ça­lı­şa­cak­tım… Muh­taç­tık… Ben ça­lış­ma­yı seç­tim…
Ya­şa­dık­la­rı­nı içi­ne sin­dir­miş bir adam var­dı kar­şım­da…

Okul­da yar­dım­lar­la oku­yor­dum… Ai­le bir­li­ği­nin ver­di­ği üst baş, ki­tap def­ter­le ya­ni… Bir gün­de ak­lım ba­şı­ma gel­di, “Ça­lış­man ge­rek Cü­ney­t” de­dim…

Pe­ki son­ra…

Bos­tan­cı’da dol­muş du­rak­la­rı­nın kar­şı­sı ka­sap­lar çar­şı­sıy­dı. 9 ya­şın­day­dım git­tim ora­ya baş­la­dım iş ara­ma­ya… O dük­kan se­nin, bu dük­kan be­nim hep­si­ne gir­dim. En so­nun­da bi­rin­de iş ver­di­ler ba­na. Ka­sap çı­ra­ğı ol­dum…
Adı ney­di ka­sa­bın?

Ba­har Ka­sap… Ka­sa­bın çı­ra­ğı Cü­ney­t’­tim ben de…

Okul ne ol­du pe­ki?

Sa­bah­la­rı oku­la gi­di­yor­dum… Öğ­len eve uğ­ra­ma­dan doğ­ru ka­sa­ba… Çar­şı­nın üst ta­ra­fı si­ne­may­dı o za­man­lar, film ara­la­rın­da da yu­ka­rı çı­kıp ga­zoz, gof­ret sa­tı­yor­dum… Gün­de

5 ku­ruş da or­adan ka­zan­cım olu­yor­du…
Ak­şam da eve dö­nü­yor­du­nuz…

He­men de­ğil… Önü­müz va­pur is­ke­le­siy­di ya… Kar­şı­dan, ada­lar­dan ge­len­ler fi­lan olu­yor­du ak­şam va­pu­ruy­la… İş­ten çı­kın­ca ha­mal­lık ya­pı­yor­dum bir de is­ke­le­de… 5 ku­ruş da ora­dan… Az pa­ra mı gün­de 10 ku­ruş eks­tra­dan cep­te…

Pa­ra­yı ne ya­pı­yor­du­nuz, harç­lık mı?

Ne harç­lı­ğı… Her ak­şam ba­ba­mın eli­ne sa­yı­yor­dum… Bü­yük bir gu­rur­la, evin kü­çük er­ke­ğiy­dim… Ba­ba­ma yar­dım edi­yor­dum, ha­va­mı bir gör­sey­din…

Ba­ba­ma bir kez kar­şı gel­dim

Ba­ban da mem­nun ol­muş­tur, oğ­lum ba­na des­tek olu­yor di­ye?
Yok ol­ma­dı… Ba­bam çok kız­dı, “Ol­maz. Sen oku­ya­cak­sın, ben ça­lı­şa­ca­ğı­m” de­di. O doğ­ru­su­nu dü­şü­nü­yor­du, ama ben ger­çek­le­ri gö­rü­yor­dum… İh­ti­ya­cı­mız var­dı…

Ki­min de­di­ği ol­du?

Ba­ba­ma bel­ki ilk kez ve son kez kar­şı gel­dim. İl­ko­ku­lu bi­tir­dim, oku­lu da bı­rak­tım…

Tek dip­lo­ma ­mı var?

Okul­dan alın­ma tek dip­lo­mam var… İl­ko­kul me­zu­nu­yum… Ama ha­yat­tan alın­mış dip­lo­ma­la­rım çok, Al­la­h’­a şü­kür… Be­nim bi­tir­di­ğim üni­ver­si­te­yi ko­lay ko­lay kim­se bi­ti­re­mez… Ha­yat mü­ce­de­le­si­ni bi­tir­dim ben…

Çalıştım, sabrettim ve beni dövenlerin patronu oldum

Oku­lu bı­ra­kın­ca ar­tık sa­bah­la­rı doğ­ru işe her­hal­de?

Ay­nen öy­le… Her­kes­ten ön­ce kal­kı­yor­dum dük­ka­na gi­di­yor­dum… Cam­la­rı si­li­yor­dum, te­miz­li­ği ya­pı­yor­dum… Son­ra us­ta­lar ge­li­yor­du…

Oku­la gi­den ar­ka­daş­la­rı­nı­zı gö­rün­ce üzü­lü­yor muy­du­nuz?

O za­man­lar ha­yır. Çün­kü pa­ra­sız­lık tak et­miş­ti ca­nı­mı­za… Hem evi­mi­ze et gi­ri­yor­du…

Bu her şe­ye de­ğer­di…

Na­sıl ya­ni?

Şim­di bi­zim sek­tör­de bir şey var­dır… Ka­sapta ça­lı­şı­yor­san haf­tada bir kez bir ki­lo et be­da­va al­ma hak­kın olur… İş­te be­min de öy­le bir hak­kım var­dı… Ev­de­ki­ler de ben de o sa­ye­de eti ta­nı­dık… Pa­ra ver­me­se­ler bi­le o et için ora­da ça­lış­ma­ya de­ğer­di…
Bir lok­ma atı­yor ağ­zı­na, şük­re­dip ko­nuş­ma­sı­na de­vam edi­yor…
Bil­di­ğin gi­bi de­ğil… Ça­lış­mak do­kun­mu­yor­du… Her gün ye­di­ğim da­yak do­ku­nu­yor­du…

Çok çek­tim ben…

Kim­den, ne da­ya­ğı?

Us­ta­la­rım­dan… Hor gö­rü­yor­lar­dı, itip ka­kı­yor­lar­dı… Ge­ce­li gün­düz­lü du­a edi­yor­dum… Sab­ret­tim… Ben o gün­ler­den bi­li­yor­dum bu­gün­le­re ge­le­ce­ği­mi… Son­ra be­ni dö­ven­le­rin de pat­ro­nu ol­dum…

Eşim benim her şeyim

Na­sıl, ne za­man?

As­ke­re ka­dar Ba­har Ka­sa­p’­ta ça­lıştım… As­ker­den dön­dük­ten son­ra da İs­met ve Ni­met

Yal­çın kar­deş­le­rim­le Ba­har Ka­sa­p’­ı dev­ral­dık…

Kar­de­şim mi di­yor­su­nuz or­tak­la­rı­nı­za?

Kar­de­şim on­lar be­nim… Ka­der bir­li­ği yap­tık biz… Bu dük­kan­da ev­len­dik, bu dük­kan­la bü­yü­dük… Ben eşi­mi bi­le bu dük­kan­da ta­nı­dım Se­lin…

Müş­te­ri­niz miy­di eşi­niz?

(Baş­lı­yor gül­me­ye…) An­ne­siy­le ge­lir­di… İlk gö­rüş­te aşık ol­dum… Ver­me­di­ler ön­ce… Alış­kı­nım ya mü­ca­de­le­ye, ka­rı­mı da işi­mi de mü­ca­de­le et­tim ve al­dım… (Res­mi­ni gös­te­ri­yor he­men… “Ba­k” di­yor…) O be­nim her şe­yim… Çok şe­ye kat­lan­dı…

Yok­luk da gör­dü de­ğil mi?

Gör­mez mi? Gör­dü ta­bi­i… 28 yıl­dır ev­li­yim… Hep des­tek ol­du ba­na, hâ­lâ da olu­yor…

Benim en bü­yük di­le­ğim ney­di bi­li­yor mu­sun?

Ney­di?

Ka­rım, an­ne­min çek­ti­ği­ni; ço­cuk­la­rım da be­nim çek­tik­le­ri­mi çek­me­sin der­dim hep…

Di­le­ği­niz ger­çek­leş­ti mi pe­ki?

Ger­çek­leş­ti ta­bi­i… Ye­di­ği­miz önü­müz­de ye­me­di­ği­miz ar­dı­mız­da… Eşim en gü­zel ara­ba­ya bi­ni­yor… Evi­miz çok gü­ze­l… 3 ço­cu­ğum da en iyi okul­lar­da oku­du… Sağ­lı­ğı­mız ye­rin­de… Et yi­ye­bi­li­yo­ruz… Da­ha ne is­te­rim… Bak ne an­la­ta­ca­ğım sa­na…

Ayakkabım bile yoktu

An­la­tın ha­di…

Se­lin, be­nim aya­ğı­ma gi­ye­cek ayak­ka­bım yok­tu… Hiç unut­mam Al­man­ya’dan bir ak­ra­ba­mız ba­na bir ayak­ka­bı ge­tir­miş­ti 2 nu­ma­ra kü­çük­tü­… Ama giy­dim o ayak­ka­bı­yı… Ayak­la-­rı­m ka­na­ya ka­na­ya giy­dim…

O ara göz­le­rim ayak­ka­bı­la­rı­na ta­kı­lı­yor Cü­neyt Asa­n’­ın… Ha­ni şu son za­man­lar­da mo­da olan­lar­dan ka­lın ta­ban­lı si­yah İtal­yan mo­del­le­rin­de­n… An­lı­yor he­men…
İtal­ya’dan al­dım… Hem de 3-4 ren­gi­ni… Ama fi­ya­tı­nı söy­le­mem…

Sa­ati­niz de çok şık…

Kı­za­rı­yor yü­zü… Eliy­le ka­pa­tı­yor sa­ati­ni… “Yıl­la­rın acı­sı­nı çı­ka­rı­yo­rum öy­le de­me…”
Geç­miş­te ya­şa­dık­la­rı­nız hep bir ders ol­muş san­ki…

Be­ni o ya­şa­dı­ğım acı­lar, sı­kın­tı­lar kam­çı­la­dı… Şu ­an ne ya­pı­yor­sam o gün­ler­de ver­di­ğim ka­rar­lar hep­si… De­dim ya sa­na ka­sap­lar­da ça­lı­şan­la­rın haf­ta­lık et hak­la­rı var­dır di­ye, me­se­la biz­de de var…

Her haf­ta her­ke­se bir ki­lo et mi ve­ri­yor­su­nuz?

Ha­yır, iki ki­lo… Us­ta­lar za­ten alı­yor… Ama çı­rak­la­rın iki ki­lo hak­kı var… Bir ki­lo et yet­mi­yor çün­kü bi­li­yo­rum tam ta­dı­nı alın­ca bi­ti­yor…

OKU ➤  Beyaz'ın bu akşamki konukları süper isimler!

BİR CEVAP BIRAK

Yorumunuzu girin
Adınızı buraya yazın