PAYLAŞ

Emirgan Çay Bahçesi’nde filizlenen İstanbul aşkı…

Giritli Gülfer Sarıgül, masumiyetin simgesi… En son Vezir parmağı filminde Lutüfe karakteriyle izlediğimiz Gülfer Sarıgül, Altan Gördüm ve Vahide Perçim’den öğrendiklerini yeteneğiyle birleştirerek, oyunculuk yoluna devam ediyor…

Tarsuslu oyuncu Gülfer Sarıgül, Girit kökenli mübadil bir aileden geliyor. ‘Güzelliği ve zarafetiyle ışık saçan’ bir görünümü var.

Gülfer isminin anlamı

Zaten Gülfer isminin anlamı da bu. Gülfer Sarıgül, usta aktör Altan Gördüm’ün oyuncu koçluğunda birçok başarılı projede yer aldı. 15 reklam filminde oynadı.

Elif isimli günlük dizide 150 bölüm rol aldı. Her karakterinde ‘masumiyetin simgesi’ oldu. Bu nedenle televizyon izleyicileri, bu masum ve ‘iyilik timsali’ kızı çok sevdi.

Gülfer Sarıgül, her rolün altından kalkacak bir oyunculuk yeteneğine sahip. En son Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Vezir Parmağı’ filminde ‘Lutüfe’yi canlandırdı.

Tarsuslu oyuncu Gülfer Sarıgül, Girit kökenli mübadil bir aileden geliyor. ‘Güzelliği ve zarafetiyle ışık saçan’ bir görünümü var.
Gülfer Sarıgül, yıllar önce Tarsus’tan İstanbul’a gezmeye geldikleri zaman Emirgan Çay Bahçesi’nde birden kendini istanbul’a ait hissederek, “Benim bu şehirde yaşamam lazım” demiş.
Kocaeli Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü mezunu olan Gülfer Sarıgül, Altan Gördüm ile Vahide Perçim’den oyunculuk dersleri alarak kendisini yetiştirdiğini söylüyor.

Biliyorsunuz bu filmde 5 hamal var. Mahsun Kırmızıgül, Levent Sülün, Selim Bayraktar, Peker Açıkalın ve Orçun Kaptan. Vezirin köylerine gönderdiği bu hamallardan (Selim Bayraktar) biriyle evlenen Lutüfe rolünü başarıyla oynadı. Gülben Ergen de filmde Mahsun Kırmızıgül’ün karısı rolündeydi.

Ölümden döndü

Hele bu filmde öyle bir sahne vardı ki, Gülfer Sarıgül ölümden döndü. Kışın en soğuk günlerinde Kapadokya’da çekilen bu filmde Lutüfe rol gereği nehirde yüzmek zorundaydı.

Ancak talihsiz bir olay yaşandı ve Lutüfe’nin şalvarı suyla dolup balon gibi şişince genç oyuncu ölümden döndü.

OKU ➤  Demet Şener avukatla tartıştı!

Nehirden çıkarıldığında çenesi kilitlenmişti, zangır zangır titriyordu. Ama bu sahnenin mutlaka çekilmesi gerekiyordu. Kısa bir süre sonra kendisine gelen Gülfer Sarıgül, yönetmen Mahsun Kırmızıgül’ün daha sonra çekeriz uyarılarına rağmen yeniden nehre girerek, bu sahnenin de üstünden gelmeyi başardı. Tabii ki, sonra 3 gün hasta yattı.

Girit Türklerinin sağlam bir aile yapıları vardır. Boşanma nedir bilmezler. Çocuk sevgileri çok fazladır ve çocukları hoş tutarlar. Yaşlılara büyük değer verirler.

Güzel olayları ve sevinçlerini hep aile içinde paylaşmak isterler. Girit kadını hanım, hamarat, titiz ve disiplinlidir. Kocalarına karşı itaatkâr olup, kocalarının sözlerinden çıkmazlar.

El işi ve örgü yapmaya çok meraklı olup, çeyizlerini kendi elleriyle dokurlar. Girit erkeği ise ailesine çok düşkündür. Evine ve çocuklarına çok bağlıdır. Yerliler kızlarını Giritli erkeğe vermeyi tercih ederlerdi, çünkü “Girit erkeği kıymet bilir” denilirdi.

Kimbilir, Gülfer’in karşısına bir Girit erkeği çıkar da evlenir. Çünkü bekar ve enerjisini sadece oyunculuğa aktarmış durumda.

Gülfer Sarıgül, yıllar önce Tarsus’tan İstanbul’a gezmeye geldikleri zaman Emirgan Çay Bahçesi’nde birden kendini istanbul’a ait hissederek, “Benim bu şehirde yaşamam lazım” demiş.

İşte bu düşüncesinin kendisini yönlendirdiğine ve İstanbul’da oyunculuk yapmasına sebep olduğuna inanıyor.

Kocaeli Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü mezunu olan Gülfer Sarıgül, Altan Gördüm ile Vahide Perçim’den oyunculuk dersleri alarak kendisini yetiştirdiğini söylüyor.

BİR CEVAP BIRAK

Yorumunuzu girin
Adınızı buraya yazın